Bilindiği üzere çeviri yapmak yazılı ve sözlü olarak iki kısımda birbirinden ayrılır. İşte ayrılmada yazılı olarak yapılan iş kolu aslında ‘’mütercimlik’’ dir. Sadece özlü olarak yapılan çeviri ise ‘’tercümanlık’’ şeklinde yorumlanır. Tercüme yapmak yani bir konuşmayı hiçbir özel çalışma yapmaya fırsat bulamadan başka bir dile çevirerek karşı tarafa iletmek, sanıldığı gibi sadece iyi derecede yabancı dil bilmekle kalmayıp, hem hedef dilde hem de kaynak dilde akıcı konuşma, hızlı düşünme ve zengin bir sözcük dağarcığına sahip olmakla olur.tercüme yapmanın zorlukları, tercüme işleminin zorlukları, tercüme yapmanın zor taraflarıSözlü tercüme yani gerçek anlamıyla tercümanlık tüm dünyada ihtiyaç duyulan ve aranan bir meslektir. Bu işin eğitimi almış kişilerin yapacakları bu meslek ile ilgili konu belirlemeleri ve o konu içerisinde geçen tüm kavram ve kuralları iyi öğrenmiş olmaları gerekir. Günümüz dünyasında her dil belli bir değişim ve gelişim gösterir. Gelişen teknolojiyle her geçen gün hemen her dile yeni kelimeler, kavramlar ilave edilmektedir. Tercümanı bu noktada bekleyecek en zor şey yeni kelimelere hakim olması hatta konuşmacının esprilerini dahi anadilindeki gibi anlayarak karşı tarafa aktarabilmesidir.

Tercüme yaparken konuşmacının sadece sözleri değil düşünceleri de net anlaşılabilmeli. Bu zor görev tamamen tercümanın işidir. Konuşmacı kendini kendi dilinde dahi yanlış ifade edebilir. O anki jest ve mimikleri, beden dili tercümanın dikkatinden kaçmamalı, ana duyguyu kısa ne net bir şekilde dinleyiciye aktarmalıdır. Tercümede konuşmanın seyri anlık değişebilir. Hatta konuşmacının aksanı dahi tercüman için zor bir sınav olabilir. Bu sebeple bazı tercümanlar not alma metoduyla konuşmayı diri tutarak sürdürmeyi tercih edebilirler. Yalnız en büyük zorluk iki dilden birinde karşılığı olmayan bir kelimeyi uygun şekilde ifade edebilmektir. Burada tercüman kendi sözel tercihiyle konuşmayı aktarmak durumundadır.