Ödem Nedir ve Nasıl Atılır?

Ödeme neden olan en yaygın durumlar kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, idrarda böbreklerden aşırı protein sızıntısı (nefrotik sendrom), karaciğer yetmezliği (siroz gibi), yetersiz tiroid (hipotiroidizm), ilaçlar (biraz tansiyon, şeker) , kemoterapi ilaçları, ağrı kesiciler bacak damarlarında pıhtılaşma (venöz tromboz) veya varis, lenfödem (enfeksiyon, ameliyattan kaynaklanan şişlik), bacaklarda deri enfeksiyonu (selülit gibi) Ayrıca yüksek tuz alımı, obezite, Uzun süreli hareketsiz oturma ve bacaklarda sarkma (örneğin uzun yolculuklar, uzun süre ayakta durma veya oturma), kadınlarda adet öncesi ve sırasında hamilelik şişlik gelişebilir.ödem nedir, ödem nasıl atılır, ödem belirtileri nelerdir

Ödemin belirtileri nelerdir?

Belirtiler, ödemin yerine göre de değişebilir.

Akciğerlerde veya perikardda sıvı birikmesi ile nefes darlığı

Karında sıvı birikmesi, şişkinlik, hazımsızlık

Cilt gerilir ve daha parlaktır

Bacak derisindeki bir enfeksiyona (selülit gibi) bağlı olarak deride kızarıklık ve ağrı

Bu bölgede kollar, yüz ve bacaklarda şişlik ve hareket güçlüğü.

Ayrıca parmağınızla bastığınızda baskı alanında geçici bir çukur görebilirsiniz.

Ödem nasıl giderilir?

Ödem tedavisi her hastalıkta olduğu gibi bir nedenle planlanmaktadır. Uzun süreli hareketsizlikten kaçınmak için dinlenme sırasında bacakların yüksekte kalması için tuz ve karbonhidrat alımının sınırlandırılması ve belirgin semptomları olmayan kişiler için günlük 1,5-2 litre sıvı alımının sağlanması tavsiye edilir. hastalık, özellikle bacaklardaki şişliği hafifletmek amacıyla. Ayrıca doktorunuzun önerdiği şekilde bacaklarınızı sarmak, masaj yapmak ve gerekirse diüretik kullanmak faydalı olabilir.

Ayrıca altta yatan bir tıbbi durum varlığında (böbrek hastalığı, kalp yetmezliği, alerji, enfeksiyon, ilaç kullanımı vb.) Uygun bir uzman gözetiminde tedavi yapılmalıdır.

Hangi hastalıklar ödeme neden olur? Ödem bazı hastalıkların belirtisi olabilir mi?

Kontrolsüz diyabet veya hipertansiyona bağlı kalp ve böbrek yetmezliği, çeşitli nedenlerle karaciğer sirozu (örn. Hepatit B, hepatit C) vücutta yaygın şişmeye neden olabilen önemli hastalıklardır.

Ödem herhangi bir hastalığa neden olur mu?

Bacakların şiddetli şişmesi, hastanın yürümesini ve işini yapmasını engelleyebilir. Zamanla bu, çatlaklara, renk değişikliğine, bölgede enfeksiyona ve ciltten sıvı sızmasına neden olabilir.

Şişlik önlenebilir mi? Herhangi bir özel diyet ve yaşam tarzı öneriniz var mı?

Tuz ve karbonhidrat alımını azaltmak, düzenli egzersiz yapmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmak, 35-40 saniye dar bir alanda yürümek veya ofiste veya uzun yolculuklarda 1-2 saatte bir kol ve bacakları hareket ettirmek, şişmiş bölgeleri korumak ek basınç, yaralanma ve aşırı sıcaklıktan.

Vajinismus Hastalık Çeşitleri Nelerdir?

İki ana vajinismus türü vardır. Bu türler birincil (birincil) ve ikincil (ikincil) olarak adlandırılır. Birincil vajinismus, bir kadının ilk cinsel deneyiminde vajinasının kasılması nedeniyle cinsel ilişkiye girememesi olarak tanımlanmaktadır. Bu sınıftaki hastalar sadece cinsel ilişki sonucunda küçülmezler. Ayrıca jinekolojik muayene onlar için büyük bir sorundur. Bu problem nedeniyle vajinusmus nedir, vajinusmus çeşitleri, vajinusmus hastalığıhastaların vajinal muayene yaptırması çok zordur. Ayrıca bu hastalar, mantar ve idrar yolu enfeksiyonları gibi durumlara bağlı olarak kullanılabilecek fitil veya ilaçları kullanamazlar. Birincil vajinismusun ana nedeni ilk gece korkusudur. Sekonder vajinismus, cinsel yaşamı yaklaşan bir kadında, birincil vajinismustan farklı olarak, düşük, zor ve olumsuz doğum, ağrılı vajinal muayene ve kürtaj gibi travmatik olaylara bağlı olarak ortaya çıkar. Diğerlerinden farklı olarak ikincil vajinismus ile korku ortaya çıkar. Vajinismus hastalığı, travmatik bir olay sonrasında ortaya çıkan korku nedeniyle oluşur ve buna edinilmiş vajinismus da denir.

Vajinismus nasıl teşhis edilir?

Vajinismusun nasıl teşhis edileceği sorusunun birkaç farklı cevabı vardır. Öncelikle doktor hastanın cinsel öyküsü hakkında bilgi ister. Daha sonra geçmişte herhangi bir cinsel travma veya istismar olup olmadığına dair sorular sorulabilir. Bundan sonra hastanın jinekolojik muayenesi gerekir. Birçok hasta spazmlar ve ağrı nedeniyle pelvik muayenelerden kaçınmaya çalışır. Muayene için hastanın durumunun hafifletilmesi açısından hastanın isteği üzerine muayene yapılabilir. Farklı fiziksel pozisyonlar hasta için daha rahat veya daha tanıdık olabilir. Aynaların kullanımı, doktorun ne yaptığını izlerken rahat hissedecek hastalar için de önerilebilir. Bu şekilde pelvik muayenenin mümkün olmadığı durumlarda anestezi gerekebilir. Doktor vajinismustan şüphelenirse muayenede daha nazik davranacaktır. Çoğu durumda, doktorlar hastayı yapılan prosedürler hakkında anında bilgilendirir, böylece hasta muayene sırasında daha rahat olur. Böylece hasta daha rahat olur ve endişelenmez. Fizik muayenede vajinal yara veya yara izi aranır. İnceleme sonucunda tüm fiziksel yetenekler ortadan kaldırıldıktan sonra geriye kalan psikolojik nedenlerin tedavisi için bir yol haritası çizilir.

Vajinismus nasıl tedavi edilir?

Vajinismus tedavisi tanıya göre değişir. Fiziksel bir duruma bağlı olarak ortaya çıkan vajinismus için bazı ilaçlar kullanılır. Bununla birlikte, diğer teşhisler için birkaç farklı tedavi kullanılmaktadır. Hastanın seks terapisti gibi bir seks sağlığı uzmanına yönlendirilmesi mümkündür. Terapistler cinsel yaşamın nasıl sürdürüleceği ve vajinal olarak nelerin aranması gerektiği konusunda eğitim verdi. Bu eğitimlerin amacı, hastalığın altında yatan psikolojik nedenleri ortadan kaldırmak ve hastanın cinselliği ile ilgili yanlış inanç ve bilgilerin silinmesini sağlamaktır. Bu eğitimlere psikoseksüel terapi de denir. Hastaya vajina kaslarını gevşetmek için nefes egzersizleri ve hafif dokunma gibi farkındalık yaratmak için gevşeme teknikleri öğretilir. Sıkma ve gevşetme gibi pelvik taban egzersizleri vajinadaki kasları kontrol etmek için kullanılabilir. Yavaş yavaş vajinaya yerleştirilen çeşitli boyutlarda yumuşak tamponlar da vajinismusu tedavi etmek için kullanılır. Tüm bu prosedürlerin genel amacı, cinsel ilişki sırasında cinsel dürtü ve rahatlamayı artırmaktır.

Vajinismus semptomları olan tüm hastalar en kısa sürede muayene edilebilir ve tereddüt etmeden sağlığına kavuşur. Böylece hayatlarının geri kalanını daha kaliteli ve daha fazla memnuniyetle yaşayabilirler.

Hipofiz tümörü nedir?

Hipofiz dokusunu oluşturan hücrelerin kontrolsüz bölünmesi ve çoğalması sonucu kitle oluşumuna hipofiz adenomu denir. Hipofiz adenomları; İşlev ve yapı olarak bunlar iyi huylu tümörlerdir; Elde edebilecekleri boyut ve işleve bağlı olarak, çeşitli klinik semptomlara ve olumsuz sağlık etkilerine neden olabilir. Çok nadiren hipofiz tümörleri kanserli hale gelebilir. Yine klinik olarak görülen hipofiz adenomları genellikle ön hipofiz bezinden kaynaklanır.hipofiz bezi, hipofiz bezi tümörü, hipofiz bezi tümörü ne demek

Hipofiz adenomlarının klinik belirtileri genellikle hangi hipofiz hücrelerinden kaynaklandıklarına, hormon üretip üretmediklerine ve ulaştıkları tümörün boyutuna bağlı olarak farklılık gösterir. Buna göre 1 cm’den küçük çapa sahip adenomlar mikroadenomlar olarak adlandırılırken; 1 cm’den büyük adenomlara makroadenomlar denir. Mikroadenomlar genellikle çevre dokularda ciddi sorunlara yol açmasa da; Makroadenomlar, hipofiz bezine komşu anatomik yapıların ve hipofiz bezinin kendisinin sıkışması nedeniyle sorunlara neden olabilir.

Ek olarak, adenomlar, kaynaklandıkları hücreye bağlı olarak fonksiyonel özellikler sergileyebilir ve bazı hormonları kontrolsüz bir şekilde normalin üzerinde bir şekilde salabilirler. Buna göre büyüme hormonu, ACTH, TSH, prolaktin, FSH veya LH üretebilen adenomlar gelişebilir. Rahimdeki embriyolojik döneme ait çeşitli doku türlerinden (örneğin kraniyofarenjiyom, teratom, gangliositoma) kaynaklanan hipofiz bezi içinde veya çevresinde tümör yapıları da gelişebilir.

Bu bilgiler ışığında, klinikte karşılaşılan hipofiz adenomlarının çoğu mikroadenomlar olmasına ve prolaktin üretme eğiliminde olmasına rağmen; Makroadenom olarak gözlemlenen tümörlerin çoğu, herhangi bir hormon üretmeden çevre dokuların sıkışmasına bağlı olarak işlev görmez ve klinik bir tablo geliştirir.

Hipofiz tümörüne ne sebep olur?

Mevcut klinik yaklaşımla hipofiz adenomlarının neden geliştiği tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte, araştırmalar, belirli risk faktörlerine sahip hastaların hipofiz adenomu geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu bulmuştur. Bu faktörler genetik temellidir ve şu şekilde özetlenebilir:

Çoklu endokrin neoplazm sendromu tip 1 olan hastalar (MEN-1)

McCune-Albright Sendromlu Hastalar

Carney kompleksi olan hastalar

Ailede benzer bir hipofiz adenom öyküsü olan kişiler

Hipofiz tümörlerinin belirtileri nelerdir?

Hipofiz tümörlerinden gelişen semptomlar, tümörün boyutuna bağlı olarak çevredeki dokunun sıkışmasından kaynaklanabilir; Hormon eksikliğine bağlı olarak da gelişerek hipofiz bezinin işlevsel kısmının bozulmasına neden olabilir. Tümör, hormon üreten fonksiyonel bir kitle ise, bu kez üretilen hormonun fazlalığı ile ilişkili semptomlar tabloya eklenebilir. Bu bağlamda, hipofiz tümörlerinde bu, çok çeşitli klinik tablolara yol açabilir: “Bir hipofiz tümöründe hangi semptomlar ortaya çıkar?” Soru sormak daha mantıklı olacaktır.

Bu bağlamda hipofiz adenomlarının büyük boyutlara ulaştığı durumlarda çevre dokuların sıkışmasına bağlı olarak şu belirtiler görülebilir:

Görme kaybı veya görme alanı azalması (özellikle gözün dış kadranlarında)

Baş ağrısı

Bulantı kusma

Hipofiz bezinin sıkışmasına bağlı yorgunluk, yorgunluk, adet düzensizlikleri, cinsel işlev bozukluğu, artan idrar çıkışı, kilo artışı

Ayrıca adenom fonksiyonel ise artan hormon miktarına bağlı olarak tabloya aşağıdaki belirtiler eklenebilir:

Fazla prolaktin; adet döngüsünün ihlali veya adetin tamamen kaybolması, meme dokusundan sütün salgılanması, erkeklerde cinsel işlev bozukluğu, sperm sayısında azalma, meme dokusunda gelişme

Aşırı büyüme hormonu; ergenlik döneminde aşırı uzama; Yetişkinlikte çene, burun ucu, kol ve bacak gibi vücut uzuvlarının uzaması, terleme, yüksek kan şekeri, eklem ve kalp problemleri

Fazla ACTH ile; Vücudun anormal bölgelerindeki yağlanma, kas güçsüzlüğü, yüksek tansiyon ve kan şekeri, yağlı cilt ve sivilce gelişimi, çatlaklar, psikolojik sorunlar

Aşırı TSH; kilo kaybı, çarpıntı, bağırsak sorunları, terleme, anksiyete ve sinirlilik

Fazla FSH – LH; adet döngüsünün ihlali, cinsel işlevle ilgili sorunlar, kısırlık

Yanak Kızarıklığı Nasıl Geçer?

Yanak kızarıklığının birçok nedeni görülebilmektedir. Bu nedenler karşımıza birçok şekilde çıkmaktadır. İlk olarak vücut ısısının yükselmesidir. Kalp bu durumda cilde yakın damarlara daha fazla kan pompalayarak ısıyı düşürmeye çalışmakta ve damarların genişlemesine neden olmaktadır. Karşılaşın bu durumların sonucu olarak karşımıza yanaklarının kızarması çıkmaktadır. Bu durumda akla gelen ilk soru yanak kızarıklığı nasıl geçer sorusudur. Bu sorun nedeni ile oluşan yanak kızarıklıkları vücudu biraz dinlendirerek ısının dengelenmesi sağlanarak geçebilmektedir. Aynı zamanda kış aylarında da havanın soğuk olması yanak kızarıklıklarına neden olmaktadır. Bu durumda ise yanaklar vücut üst ısısının düşmesi nedeni ile kırmaktadır. Kalp vücudu ısıtmak için soğuk bölgelere daha çok kan pompalayarak ısıtmaya çalışmaktadır. Bu sebeple yanaklarda kızarıklık görülmektedir. Bu nedenle oluşan yüz kızarıklıklarında vücut ısısında dengelenme görüldüğünde kızarıklıklarının geçtiği görülmektedir.yanak kızarıklığı nedenleri, yanak kızarıklığını geçirme, yanak kızarığı nasıl geçer

Aynı zamanda yanak kızarıklıklığına neden olan bir diğer sebep ise psikolojik sorunlardan oluşan bunalmalardır. Bu bunalmaların ilk nedeni eritofobyadır. Bu sorunda insanlar psikolojik olarak yanak kızarması korkusu yaşamaktadır. Bu sorunlarda çözüm yolu ise psikolojik yardım almaktır. Aynı zamanda insanlar fobisi olan bir durum ile karşılaştığında da yanaklarda kızarma görülmektedir. Bu sorunda uygulanabilecek teknik ise ortamdan uzaklaşarak ruhen sakinleşilmesidir. Yanaklarda görülen kızarmaların karşılaşılan bir diğer sebebi ise kaygı yani anksiyete bozukluğudur. Bu durumlarda ise kaygılardan zihinsel olarak uzaklaşılması rahat bir ortamda bulunulması yanakta oluşan kızarıklıkların geçmesini sağlamaktadır.

Ayrıca yanaklar da görülen kızarmaların nedenleri arasında menopoz da bulunmaktadır. Bu durumda vücudun içsel olarak sıcak basması durumu ile karşılaşılmaktadır. Bu durum stresin yanında yanak kızarmasınıda tetiklemektedir. Bu sorun geçici olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda oluşa kızarıklıkların ekstra bir işlem uygulanmadan geçtiği görülmektedir. Yanak kızarıklığını oluşturan bir başka etmen ise Rosecea hastalığıdır. Rosecea kronik oluşan bir cilt sorunu olarak bilinmektedir. Rosecea hastalığı yanaklarda ve alında kızarmalara aynı zamanda vücudun belirli bölgelerinde içi sıvı dolu minik kırmızı şişliklere neden olmaktadır. Bu durumda yapılabilecek işlem ise hastaneye giderek bir hekim görüşü alınmasıdır. Bu hastalığın tedavisi ilaçlar ile sağlanabilmektedir.

Kilo Alma Yolları Nelerdir?

Kilo vermek isteyen kadınların sayısı oldukça fazla ancak bir yanda da kilo almak isteyen kadınlar bulunmaktadır. Zira çok zayıf olduğunu düşünen ve ya forma girebilmek için biraz kilo alması gerektiğini düşünenlerin bazen bunu yapmaları mümkün olmayabilmektedir. Yiyorum yiyorum ancak bir türlü kilo alamıyorum diyenlere kilo almak için nasıl beslenmeli sorusunun cevabını yazımızda bulabilirsiniz.kilo alma yöntemi, nasıl kilo alınır, kilo alma yolları

Kilo almak isteyen fakat ne yerse yesin alamayan kadınlar ilk olarak bir doktora başvurarak bu durumun bir sağlık kaynaklı sebebi var mı öğrenmeleri gerekmektedir. Zaman zaman hormonal bozukluklar, sindirme sorunları, bağırsaklardaki parazitleri gibi problemler maalesef ne yerseniz yiyin kilo almanıza engel olabilmektedir. Dolayısıyla kilo almak için uğraşmadan önce gerçekten sağlıklı ve ya kilo alabilir bir durumda olduğunuzu öğrenmeniz gerekmektedir. Tabii ki ruhsal sıkıntılar da kilo alma ya da verme konusunda pek çok kadını etkilediğinden dolayı herhangi bir psikolojik derdiniz varsa bunu da profesyonel bir uzman aracılığıyla çözmeyi unutmayınız. Kilo almaya başlarken ise ilk yapmanız gereken yemeklerin yanında bir şeyler içmekten vazgeçilmesidir. İçtiğiniz su, kola, ayran  ve diğer içecekler, maalesef karnınızı şişirir ve bu sebepten yeme kapasiteniz azalır. İlla ki bir şeyler içmek istiyorsanız önce yemeğinizi yiyebilir ve ardından sade bir soda içecek sindirim sisteminize yardımcı olmayı tercih edebilirsiniz. Kilo vermek isteyenlere her zaman yavaş yemek yemeleri önerilmektedir. Çünkü açlık duygusunun geçmesi yaklaşık olarak on on beş dakika kadar zaman almaktadır. Halbuki, kilo almak istiyorsanız kendinizi tok hissetmeden bol bol kalori almanız gereklidir. Dolayısıyla yavaş yemekten ziyade biraz daha tempolu bir şekilde öğünlerinizi tüketebilirsiniz, böylelikle tokluk duygusunu daha geç yaşarsınız.

Yağın kilo aldırdığı bilgisi maalesef doğru olmamaktadır ve gerçekten kilo almak istiyorsanız bol enerji veren karbonhidratlı besinleri tüketmeniz gerekir. Vücudunuza aldığınız yağların birçoğu tüketilmeden dışarı çıkar ve bu nedenle kilo almanız zorlaştırmaktadır. Özellikle yağlı yemekler uzun süre tok hissettirdikleri için daha az yemenize neden olmaktadırlar. Hamur işi ile et gibi bol karbonhidratlı besinlerden faydalanarak daha hızlı bir şekilde kilo alırsınız.

Kuvvetlendirici Bitkisel Reçeteler

Adaçayı: 2-10 gr ufalanmış bitki 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Şahtere otu: 10 gr bitki 1 barak kaynar suya konulur ve 1 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.kuvvetlendirici bitkisel kürler, bitkilerin bağışık sistemine etkisi, bağışıklığım güçlendiren bitkiler

Kuşburnu: 10 gr meyve 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 1 bardak günde 3-4 defa içilir. toz haline getirilen meyveden 2-10 gr günlük olarak içilir.

Kantaron: 4-10 gr bitkiden 1 bardak kaynar suya konulur. Soğuduktan sonra süzülür ve 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Yarpuz (Fılıskın): 8-10 gr bitki 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Günde 2-10 damla yarpuz yağından şekerle alınır.

Ihlamur: 2 gr ıhlamur 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 3-5 bardak günlük olarak içilir. Toz haline getirilen ıhlamurdan da günde 5 bardak içilir.

Havuç tohumu: 10 gr tohum, 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Toz haline getirilen havuç tohumundan da 1-3 gr günde 3 defa içilir.

Tarçın tozu: 1 çay kaşığı tarçın 1 bardak suya konarak 10-15 dk kaynatılır. Günde 2-3 bardak içilir. günde birkaç defa tarçın tozundan 0,10-0,40 gr içilir. çay gibi tarçın kabuğu kaynatılır, 2-3 bardak günlük olarak içilir. günde 2-5 damla şekerle tarçın yağı alınır.

Tere-su teresi: Toz tere tohumundan 1 çay kaşığı balla günde 3 defa yenilir ya da sütle içilir.

Taze tere sıkılır, günde 1 bardak elde edilen sudan içilir.

Yulaf: 10 gr yulaf 1 bardak suya konulur ve 10 dk kaynatılır. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Günde 3 defa yulaf unundan 1 tatlı kaşığı içilir.

Yulaf, arpa, buğdaydan 1 kilo suya ikişer kaşık konulur. 15-20 dk kaynatıldıktan sonra süzülür, balla tatlandırılır. Günlük olarak tüketilmesi gerektiğinden günlük olarak hazırlanır.

100 gr yulaf unu 1 kilo suya konulur, muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilip yenilir.

Yağla yulaf unu bulamaç haline getirilir ve balla karıştırılarak yenilir.

Yağ ile yulaf unu bulamaç haline getirilip, balla karıştırılarak yenilir.

Böğürtlen yaprağı: 10 gr ufalanmış yaprak, 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 3 bardak günlük olarak içilir.

Böğürtlen kökü: 10 gr ince kıyılmış kök 1 bardak suya eklenir ve 5-10 dk kaynatılır. Toz haline getirilen çörekotundan 3 çay kaşığı günlük olarak yenilir.

Çayır papatyası: 2-3 tatlı kaşığı çiçek, yarım bardak suya konulur ve 8 saat bekletilir. 1 günde tüketilir. 5 gr çiçek, 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 1 günde tüketilir.

Söğüt yaprağı-dal-kabuğu-kökü: Toz haline getirilen söğüt yaprağı ya da dal kabuğundan 1-2 gr günlük olarak içilir ya da 1 bardak suda 10-20 gr kuru yaprak, kabuk-kök 10 dk kaynatılır ve 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Termiye: Kuvvet verici olarak termiye yenilir.

Turp tohumu: Toz haline getirilen turp tohumundan 10 gr balla karıştırılarak günlük olarak yenir.

Aslan pençesi: 8-10 gr ufalanmış bitki 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 3 bardak günlük olarak tüketilir.

Fasulya: 5 ile 7 adet kuru fasulya günde 2-3 defa yutulur.

Mahlep: Toz haline getirilen mahlep, balla macun yapılarak yenilir. Azar azar günde 1 kaşık kadar mahlep yenilir.

Farfara otu yaprağı: 6-12 gr yaprak, 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Farfara otu çiçeği: 5 gr çiçek, 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. Günde birkaç kaşık içilir.

Ökse otu: 2-4 gr kuru yapraklardan ya da tohumdan 1 bardak kaynar suya konulur, 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir. toz haline getirilen bitki-tohumdan 1-1,5 gr günlük olarak içilir.

Ceviz yaprağı: 4 gr taze ya da kuru yaprak ya da cevizin dış kabuğu 1 bardak kaynar suya konulur. 10 dk bekletilir ve azar azar günde 2 bardak içilir. (taze yaprakların daha etkili olduğu bilinir.)

Ceviz yaprakları kaynatılıp, suyuyla banyo yapılır.

Ballı baba çiçeği: 1 tatlı kaşığı çekilmiş tohum, 1 bardak kaynar suya konulur. Günde 2-3 bardak 10 dk bekletildikten sonra içilir.

Dereotu tohumu: 1 tatlı kaşığı çekilmiş tohum 1 bardak kaynar suya konulur, 10 dk bekletildikten sonra süzülür ve 1 günde tüketilir.

Ayı üzümü yaprağı (avcı üzümü): 10 gr yaprak 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilip, süzülür. Günde 2-3 bardak içilir.

Acı pelin-büyük pelin: 1-6 gr bitki 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. Balla tatlandırılarak günde 2-3 bardak içilir.

Toz haline getirilen pelinden günde 1-2 gr içilir.

Sarımsak: 500 gr soğan, 300 gr sarımsak, 1 kilo bal, 3 kaşık elma sirkesi, soğan ve sarımsak ezilir. Sirke üzerine ilave edilir ve 24 saat bekletilir. Ateşte bal eritilir. Birlikte karıştırılır ve bezle üzeri örtülür. 1 hafta bekletilir. Tülbentle süzülür. Kavanoza doldurulup 6 saatte 1 tatlı kaşığı yenilir.

Ak-kara-kızıl ağaç: İyice dövülmüş 20-30 ağaç kabuğu ya da ağaçlanmış kozalak 2 bardak ılık suya konulur. 20 dk kaynatılır. Soğutulup, süzülür. Günde 4-5 defa yemeklerden önce 1 kaşık içilir.

Anorexia Nervosa Nedir?

Bu hastalık genel olarak 25 yaşın altında ve beyaz ırkta görülür. Bu sendromun tipik üçlü arazı : kilo kaybı , ay hallerinin kesilmesi ve psikolojik ( ruhi ) değişikliklerdir. Üçü beraber de olabilir veya teker teker de baş gösterilebilir. Hastalığın nedeni bilinmektedir.anorexia nervosa, anorexia nervosa ne demek, anorexia nervosa kimlerde görülür

Hasta genç kız kendisini çok şişman görmektedir. Hakikatte belki cılız denecek derecede zayıftır. Kilo alacağım diye büyük korku içindedir. Yüksek kalorili besilerden ödleri kopar . Bol diyet coca coca, pepsi vb. içerler ve pişmemiş sebze yerler. Bu davranışları onları Blumia denilen bir illete de sokar. Bu durumda şahıs şuursuzca devamlı yer ve yine yer ve ondan sonra parmağını gırtlağına sokarak hemen yediklerini kusar ve ayrıca müshil ve idrar söktürücü ( diuretik ) alırlar.Bunlar da yetişmez kanaatiyle güç, yorucu sporlara girişirler : koşu, bisiklete binmek gibi.

Bu besi ve ruhi değişiklikler sonucu kan testleri anormallikleri, lökositlerin azalması, elektrolitlerin ( sodyum, potasyum vb. ) bozulması, kanda karotinlerin artması sonucu deride sararması başlar ve diğer arazlar ortaya çıkar.

Tansiyon düşmesi , beden ısısının azalması , kabızlık ,kalp atışlarının yavaşlaması , deride kuruluk , soğuğa tahammülsüzlük, ödem vb.

Yine bu ileri derecede besisizliğe , açlığa bağlı olarak beyin ile pitüter bez arasındaki önemli bağlantının bozulması sonucu hormonlarda da yetersizlik başlayacaktır. ( gonadotropins ,troid hormonu vb. )

Tedavi : Bu sendrom tedavisi çok güç olan rahatsızlıklardan biridir. Tedaviye tek bir doktor değil, içine başta eğer hasta güven ve saygı duyuyorsa aile doktorunu, kadın hastalıkları uzmanını, bir hiç hastalıları uzmanını, bu sendromu iyi bilen ve tedavi etmiş olan psikolog ve psikiatrist ve yaş küçük ise çocuk hastalıkları uzmanını almalıdır. Neden böyle bir gruba gerek vardır ! Zira yukarıda da açıkladığımız gibi ruhi ve bedensel bozukluklar çeşitlidir ve gencin yaşamını tehdit eder.

Hastanın başarılı tedavisi için mümkün olduğu kadar erken tedaviye başlanması önerilmektedir. Ön arazlardan biri genç kızda ay hallerinin kesilmesidir ve bu nedenle ilk olarak kadın hastalıkları uzmanına gelir. İşte bu yüzden jinekoloğa, kilo da kaybetmekte olan bu kızın sorununu tanıyış diğer doktorlarla konsültasyon yapması gereksinimi dolayısıyla büyük görev düşmektedir.

Bedensel acil bozukluklar hangi uzmanın sahasına giriyorsa onları tarafından tedavi edilirken psikolog da hem aile ile ve hem de hasta ile görüşerek psikoanaliz da dahil muayenesini yapar ve luzum görüyorsa ilaç tedavisine ( depresyona karşı vb. ilaçlar ) başlar .

Doktorların ve ailenin çok sabırlı olması gerekir. Hastalar bedence çok çirkin, şişman olduklarına o kadar inanmışlardır ki yardıma karşı inad ederler.

Tedavi başarılı olsa da % 40-50 oranında genç kızda ay hali kesilmesi devam eder. Bunlardan erken kemik çürümesini önlemek için estrojen hormonu tedavisi önemlidir. Fakat şu da hatırlayın, hormon bana kilo kazandırır diye istemeyebilir. O nedenle kendisine bu tedavinin önemi iyi anlatılmalıdır. Yine bazı vakalarda da besilere olan seçicilik devam eder. Bir besi uzmanı ( dietician ) ile görüşmekte fayda vardır.

Ozon tedavisi nedir?

Oksijenli solunum yapan canlıların tamamı için oksijen hayati bir önem taşımaktadır. Oksijen, tıpta tedavi amacıyla iki farklı yöntemle kullanılır. İlk olarak ‌normobarik oksijen hastanelerde solunum güçlüğünün yaşandığı bireylerde kullanılan oksijen tedavi yöntemidir. İkinci belirtilen yöntem yani ‌hiperbarik oksijen ise atmosferden çok daha yüksek bir basınç altında yüzde yüz oranında oksijen içeren ortamlarda uygulanan tedavi tekniğidir. Normalde havada yaklaşık olarak %21 oranında oksijen vardır. Bu tedavi süresince yüksek basınç altında yaklaşık yüzde yüze kadar çıkarılan oksijen oranı seviyesinde plazmada çözünen oksijen miktarı arttığından çevre dokulara ulaşan oksijen de artış yaşanır. Böylelikle damar hastalıkları başta olmak üzere pek çok hastalığın tedavisi mümkün hale gelmektedir. Ozon tedavisi nedir ve ya nerelerde kullanılır gelin inceleyelim.ozon tedavisi, ozon tedavisi yapımı, ozon tedavisi faydaları

Ozon tedavisi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor?

Ozon tedavi yöntemi birçok hastalıkta yardımcı olduğu için sıklıkla tercih edilen uygulamalardan biridir. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralayalım;

Dolaşım Bozukluklarında Kullanımı

Ozon tedavisinin en fazla kullanıldığı hastalık dolaşım bozuklukları diyebiliriz. Özellikle de diyabet rahatsızlığı olan bireylerde görülen ayak bölgesinde karıncalanma, uyuşma, üşüme ve ya ağrı gibi rahatsız edici problemler hastalığın yol açtığı dolaşım bozukluğundan kaynaklanmaktadır. Dolaşım bozukluğunun sebep olduğu nedenler ‌hiperbarik oksijen tedavisi ile büyük oranda önlenebilir.

Kanser Tedavisinde Kullanımı

Kanser tedavisi uygulanan hastalarında tamamlayıcı olarak uygulanması tercih ediliyor. Vücudumuzda bağışıklık sisteminin ‌etkinliği artırılması sağlanır ve kanserle savaşan hücrelerin üretimini destekleyen oksijen tedavisi vücudun genel direncine olumlu yönde katkı sağlayarak kanser tedavisine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda ise vücuda zindelik vermesi sebebiyle kemoterapinin olumsuz etkilerinin azaltılmasında da önemli rol oynuyor.

Göz Hastalıkları Tedavisinde Kullanımı

Yaşlılığa bağlı olarak damarların yapısında meydana gelen bozulmalar sonucunda optik sinirler ile retinada hasarlar meydana gelir, bu da göz hastalıklarına sebebiyet vermektedir. Bu şekilde uygulanan ozon tedavisi dolaşımdaki sıkıntılı durumların önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Uygulanan tedavinin hastalığın gerilemesini sağlayıp sağlamadığına konusundaki çalışmalar yetersiz kalsa dahi, göz hastalıklarının ilerleyişini önemli ölçüde önlediği bilimsel araştırmalarla desteklenir.

Yumrulu Guatr Hastalığı

Tiroid bezi her kişinin metobolizmasının sağlıklı bir biçimde çalışması için faaliyet gösteren bir yapıdır. Guatr tiroid bezinin büyümesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Guatr hastalığının nedenlerinin ülkemizde en yaygın biçimde görülme şekli iyot eksikliğinden kaynaklı ortaya çıkmış olmasıdır. Bağışıklık sisteminin fonksiyonlarında bozukluk sonucunda da oluşan guatr hastalıkları bulunmaktadır. İyot eksikliği, metobolizmanın çalışma durumları ya da kişinin troid bezinde oluşan nodüllerden dolayı da bu hastalık ortaya çıkabilmektedir.yumrulu guatr, yumrulu guatr hastalığı tedavisi, yumrulu guatr belirtileri

Guatr Belirtileri

l Hastanın yüzünde ve gözünde belirli belirsiz zamanlarda oluşan şişlikler,

l Halsizlik ve sürekli bitmeyen bir yorgunluk hali,

l Hızlı ve tedaviye yanıt vermeyen saç dökülmeleri görülmesi

l Sabah uyanıldığında ellerin şişmesi

l Sinirlilik, çarpıntı

l Boyunda gözle görülür derecede bir şişlik ya da büyüme ortaya çıkması

Guatr Hastalığının Tedavisi

Hormon salgılama durumlarına göre, nodüllerin ya da guatr hastalığının çeşitli tedavileri ortaya çıkmaktadır. Hangi çeşit tedavide karar kılınacağını belirlemeden önce hastadan hekimler kapsamlı tahliller istemektedir. Kan tahlili istenerek troid hormonu değerlerine bakılır. Hastaya ultrason çekimi yapılarak nodüllerin ve guatrın durumu izlenebilmektedir. Eğer hekim gerek görürse sintigrafi de isteyebilmektedir. Bu tahlillerin sonucunda nodüllerin salgıladığı hormonlara ve bu hormonların derecesine bakılarak ona göre tedavi yöntemi izlenilmektedir. Nodülün cinsine de bakılmaktadır. Eğer nodüller katı ise, hastadan biyopsi istenmektedir.

Nodül küçük ise ve hormon salgılamıyorsa ilaç tedavisi çoğunlukla yanıt vermektedir. Nodül büyük ise, önce ilaç tedavisine alınarak hormon değerlerinin istenilen duruma gelmesi sağlanmaktadır. Ardından iyotla ya da ilaçla tedavisi mümkün olmadığında da ameliyat önerilmektedir. Nodül 4 cm çapının üzerinde ise mutlaka guatr ameliyatı zorunlu olarak yapılmaktadır. Hipertroidinin oluşumunda ilaç tedavisinin ardından da ameliyat önerilebilmektedir. Nodül küçük olmasına rağmen hastada bir farkındalık ve rahatsızlık olması durumuna karşı da guatr ameliyatı önerilmektedir. Ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Hastanın boyun kısmında 5 cm. lik bir kesi açılarak troid bezine ulaşım sağlanmaktadır. Hastalığın durumuna göre, troid bezinin bir kısmı ya da tamamı alınmaktadır. Ameliyatın ardından tolum tarafından korkulan ve yaygın bir inanış olan ses kısıklığı yaşanma olasılığı yüzde 3 gibi minimum düzeyde kalmaktadır.

Sedef hastalığı neden olur?

Sedef hastalığı bilindiği üzere bir deri hastalığıdır. Sedef hastalığı nedenleri henüz tam olarak saptanamamıştır. Sedef hastalığının önünde ki en büyük problemde, bu nedenlerin tam olarak bilinmemesidir. Çünkü nedenler bilinemediği için hastalığın önüne tam bir çözüm yöntemi ile geçilemiyor. Sedef hastalığı kişide deri üzerinde oluşan, gümüş renginde kurumuş pul görüntüsünde ki kabuğun, kırmızı lekeleri kaplamasıyla akıllarda yer eder. Sedef hastalığı saç başta olmak üzere, vücudun bütün bölgelerinde görülür.sedef hastalığı, sedef hastalığı nedenleri, sedef hastalığı tedavisiFakat saçlı deri sedef hastalığının en çok sevdiği bölgedir. Sedef hastalığına yakalanan kişilerden bazıları, hastalığı ufak tefek bir kaç leke ile geçirirken, bazı hastalarda bu lekeler hayli rahatsız edici bir görüntü alır. En şansız olan grupta ise sedef hastalığı eklemlerde oluşan bir iltihapla baş gösterir. Bu eklem iltihabı bütün vücudu sararak, hastanın ölümüne sebebiyet verir. Sedef hastalığı nedenleri bilinemediği için ise, tedavi etme imkânları çok kısıtlıdır. Hastalıkta tedavinin nasıl uygulanacağına karar vermek için ise hastanın bahsettiğimiz sedef durumlarından hangisini yaşadığını bilmek gerekir.

Yani tedavi hastalığın yaşam seyrine göre değişir. Sedef hastalığı tedavisi tam anlamıyla çözüm bulmasa da, ilaçlarla gerçekleştirilmeye çalışılan bir tedavidir. Hasta bu ilaçları kullansa da hastalıktan maalesef ki kurtulamamaktadır. Tedavi bırakıldıktan bir süre sonra hastalığın tekrar nüksettiği görülmektedir. Sedef hastası kişi hayatı boyunca bu periyodu sürekli olarak yaşamaktadır. Sedef hastasının tedavisine başlamadan önce hastaya hastalığının tam anlamıyla çözüm bulamayacağı iyice anlatılmalıdır. Bir başka sedef hastalığı tedavisi ise bitkisel tedavilerden yaralanılan tedavi şeklidir. Sedef hastalığına ilaç tedavisi ile çözüm bulamayan hastalar, alternatif çözümlere yönelmiştirler.

Şifalı bitkilerden yararlanılarak gerçekleştirilen bu tedavi, bitkisel kürler ve hastalıklı deri üzerine uygulanan bitkisel karışımlardan oluşmaktadır. Sedef hastalığının üzerinde durulması gereken bir diğer hususta nedeni bilinmemesine rağmen, kesinlikle bulaşıcı olmadığı bilinen bu hastalığın, toplumda bulaşıcı olduğuna dair izlenim sahibi olmasıdır. Hastalıklı bir deri görüntüsüne sahip olan sedef hastaları, birde toplumun kendilerine korku ile yaklaştığını bilmektedirler. Bu yüzden, dikkat çekmek istediğim nokta sedef hastalarının tedavisi esnasında mutlaka hastalara, psikolojik destek uygulanmasının gerekliliğidir. Sedef hastaları ayrıca hastalığın canlanmasına neden olan durumlardan da kaçınmalıdırlar.