Göz altı morluklarından kurtulmak mümkün mü?

Göz altı morlukları insanları günlük yaşamlarında mutsuz eden kozmetik sorunlardan biridir. İyi bir muayene ve ardından doğru tedavi ile bu sorun en aza indirilebilir.

Morlukları yakalarken muayene çok önemlidir. Hastanın ciddi göz altı torbaları veya morarmaya neden olan sarkmaları varsa öncelikle hasta ameliyata sevk edilmelidir. Göz altlarında çökme varsa hyaluronik asit dolgu enjeksiyonu ile bu doku kaldırılabilir.göz altı morlukları, göz altı morluklarından kurtulma, göz altı morluğu nasıl geçer

Muayenede bağ dokusu kaybı yoktur, sadece renk değişikliği vardır; Göz çevresine özel kimyasal peeling uygulanarak bölgeyi aydınlatabilir. Eşzamanlı göz mezoterapisi, somon DNA, iğne radyo frekansı, fraksiyonel CO2 lazer veya özel göz bakım tedavilerinin bir kombinasyonu ile tedavinin etkinliğini artırır.

Morarmaya neden olan ciddi bir bağ dokusu kaybı varsa yukarıda belirtilen tedavi seçeneklerine ek olarak buradaki bağ dokusu göz çevresine özel radyo dalgası tedavisi ile güçlendirilir. Ayrıca göz çevresine uygun hyaluronik asit enjeksiyonları da tedavi seçenekleri arasında sayılabilir. Her iki durumda da destekleyici tedavi olarak göz çevresinin yanı sıra tüm yüze uygulanacak olan PRP uygulaması hem yüzde hem de göz altında önemli bir canlılık sağlamakta ve bu da hasta memnuniyetini daha da arttırabilmektedir. Somon DNA’sının kullanımı, cildin genel kalitesini aydınlattığı ve iyileştirdiği için göz bölgesinde de önemli bir gelişme sağlar.

Sebebi ne olursa olsun gerekli tüm işlemlerle birlikte rengi ortaya çıkaran kremler; E, K, C vitaminlerinin yanı sıra çeşitli büyüme ve doku faktörlerini içeren krem   ve serumlar için öneriler tedavinin etkinliğini arttırmaktadır. Bu tedavi seçeneklerinden en uygununun seçimi, hastanın şikayetinin kesin nedeninin belirlenmesi ve doğru yönlendirilmesi ile mümkündür.

SMA hastalığının belirtileri nelerdir?

SMA hastalığının semptomları, hastalığın tipine ve şiddetine bağlı olarak geniş bir yelpazeyi kapsar. SMA’nın en belirgin belirti ve semptomu kontrollü kas zayıflığıdır. Bu duruma en yatkın kaslar, omuzlar, kalçalar, uyluklar ve üst sırt gibi vücudun merkezine en yakın olanlardır. Sırt kasları zayıflarsa omurga eğriliği veya kamburluk gelişebilir. Alt ekstremiteler genellikle üst ekstremitelere göre daha fazla etkilenir ve tendon reflekslerinde azalma olur.sma hastalığı belirtisi, sma belirtisi, sma tedavisi

SMA’nın nefes almak ve yutmak için kullanılan kasları etkilediği durumlarda bu fonksiyonların bozulmasına neden olan özel komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

SMA’nın başlama yaşı ve motor fonksiyon seviyesi, motor nöronlarda ne kadar mevcut protein bulunduğu ile ilgilidir. SMA’lı kişilerde görme, işitme, tat alma, koku alma ve dokunma duyularının yanı sıra zihinsel ve duygusal işlevler tamamen normaldir.

SMA hastalığına bir kromozom 5 veya SMN eksikliği neden olmadıkça, hastalığın şiddeti ve etkilenen kas büyük ölçüde değişebilir. Kromozom 5 ile ilişkili tipin aksine, en azından başlangıçta vücudun merkezinden daha uzakta olan distal kasları etkileyebilirler. Kromozom 5 ile ilişkili SMA için semptomlar ne kadar geç ortaya çıkar ve vücutta ne kadar çok SMN proteini bulunursa hastalık o kadar kolay ilerler.

Geçmiş yıllarda, bebeklik döneminde SMA’nın ortaya çıkması, ortalama yaşam süresinin iki yıl olduğunu gösterirken, günümüzde sağlık profesyonelleri SMA’yı bir süreç olarak görmekte ve bu tür tahminlerin yanlış olduğuna inanmaktadır. Bununla birlikte, SMA, bebek ölümünün en yaygın genetik nedenidir. SMA hastalığının bebek formlarında, etkilenen bebeğin kaburgaları arasındaki kaslar çok zayıfken diyafram kası oldukça güçlüdür. Bu nedenle bebek sık sık göğüs yerine karnını hareket ettirerek nefes alır.

SMA nasıl teşhis edilir?

Herhangi bir nöromüsküler hastalığı teşhis etmenin ilk adımı genellikle fizik muayene ve hastanın aile öyküsünün alınmasıdır. Spinal müsküler atrofiyi müsküler distrofi gibi benzer durumlardan ayırt etmek için birkaç basit test mevcuttur.

Bebeklerde kas zayıflığı ve hipotansiyon genellikle SMA’nın ilk belirtileridir. Hareket güçlükleri, motilite kaybı, proksimal kas zayıflığı, hiporefleksi (refleks eksikliği), dilin istemsiz seğirmesi ve düşük motor nöron sayıları tanıyı doğrulamaya yardımcı olabilir.

Doktorlar, SMA tanısını doğrulamak için zayıflamış kaslarda kreatin kinaz veya kısaca CK adı verilen bir enzim için kan testi isteyebilir. Pek çok nöromüsküler hastalıkta CPK seviyeleri yükseldiği için bu inandırıcı değildir.

Kandaki yüksek CPK seviyesi tek başına zararlı değildir, ancak kas hasarını gösterir. Tipik olarak, tip 1 SMA teşhisi konan hastalarda CK seviyeleri normaldir, ancak tip 2 ve 3 gibi diğer SMA tipleri teşhisi konan hastalarda hafifçe yükselmiştir.

SMA’dan kuvvetle şüphelenen doktorlar, tip 1-4 SMA olan kromozom 5 ile ilişkili SMA’nın varlığını teşhis etmenin en az invaziv ve en doğru yolu olduğu için genetik testi gerekli görebilirler. Genetik test için sadece bir kan örneği alınır.

Nadir durumlarda, doktorlar küçük bir kas dokusu örneği almak ve mikroskop altında incelemek için genellikle uyluktan bir kas biyopsisi isteyebilir.

SMA’da kullanılan diğer testler arasında sinir iletim hızı testi ve kaslardaki elektriksel aktiviteyi ölçen elektromiyografi veya EMG adı verilen testler bulunur. Sinir iletim hızı testi sırasında hasta hafif elektrik çarpması gibi hisler yaşayabilir ve EMG işlemi sırasında kaslara kısa iğneler batırılması gerekir.

Sağlıklı Yaşlanma İçin 8 İpucu

Yaşlanan nüfusun sağlıklı olması, aktif olarak yaşlanması, yaşlılıkta bağımsız ve kendi kendine yeterli olması, sosyal ve psikolojik olarak kendini iyi hissetmesi çok önemlidir. Geleneksel kültürümüzün önemli bir özelliği olan yaşlıya saygı ve bakım gibi değerlerimizin modern toplumda taviz verilmemesi için yeni bir anlayışla yaşlıları koruyacak yapıların oluşturulması gerekmektedir.sağlıklı yaşlanma yolları, nasıl sağlıklı yaşlanılır, sağlıklı yaşlanmak

  1. Hayattan kopmayın

Günümüzde yaşlılık “ölüm” anlamına gelmiyor. Yaşlı insanlar, sağlıklı insanlar olarak sosyal çevrelerinde bağımsız bir yaşam sürdürebilmelidir. İnsanların sağlıklı yaşlanması ve hastane tedavisine ihtiyaç duymaması temel amaç olmalıdır.

  1. Akıllı ilaç kullanın

Çoklu ilaç kullanımı (tekrarlayan ilaç kullanımı) nedeniyle özellikle yaşlı hastalarda ilaç kötüye kullanımı yaygındır. Ağrı kesiciler, vitaminler, kabızlık ilaçları ve şifalı otlar ülkemizde yaşlı hastaların reçetesiz kullandığı ilaçların büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. Yaşlı hastalar kullandıkları bitkisel ürünleri ve vitaminleri genellikle doktorlara veya eczacılara söylemezler. Ancak bu tür ilaç dışı besin takviyeleri de ilaçlarla etkileşir ve istenmeyen etkiler gözlenir. Ancak ilaçlar doktor ve eczacı tarafından önerilen doz ve tedavi rejimine uygun olarak kullanılmalıdır. Sorun veya sorularınız için doktorunuza veya eczacınıza danışmalısınız. Ayrıca her belirti veya şikayet için hemen ilaç uygulamamalısınız.

  1. Eve yaşlılara uygun bir maket getirin.

Yaşlılıkta hem erkeklerde hem de kadınlarda ortaya çıkan osteoporoz ile; Düşmeler, kırıkların en yaygın nedenidir. Bu nedenle osteoporozlu kişilerin yaşam alanlarında düşmeleri önlemek için önlem almaları gerekir: Evde mümkün olduğunca sık küçük kilim ve paspaslar, kaygan cilalar, kordonlar ve taşan nesneler kullanılmamalıdır. Yaşlıların tutunabilmesi için basamaklar güçlendirilmeli ve tırabzanlar yapılmalıdır. Evdeki aydınlatma düşmeyecek şekilde iyi olmalıdır.

  1. En güzel spor yürümektir.

Herhangi bir spor salonuna gitmenize gerek yok, evinizin çevresinde yürüyüş yolları olmasa bile günlük hayatınızda uygulayacağınız bazı yöntemler ile aktif olabilirsiniz. Bunlar; pazara gitmek, çöpleri atmak, bahçede sebze ve meyve yetiştirmek, otobüsten iki durak erken inip yürümek, evi temizlemeye yardım etmek, evin koridorunda kısa yürüyüşler yapmaktır.

  1. Mutfakta sağlıklı bir yaşama başlayın.

Sağlıklı ve bilinçli yiyecekler yiyerek formda ve sağlıklı olabilirsiniz, bunun için mutfaktan başlamak iyidir. Her şeyden önce, hazırlama yöntemlerine dikkat edin. Kızartma gibi sağlıksız ve uygunsuz uygulamalardan kaçının. Onların yerine; Fırın, buhar, buhar ve ızgara yöntemlerini kullanın. Margarinleri, raf ömrü uzun hazır yiyecekleri yemeyin. Tuzlu ve sodyum bakımından zengin yiyeceklerden (turşu, balzamik sirke ve turşu), hazır keklerden, kızarmış ve tatlı tatlılardan uzak durun.

  1. Renkli yiyin.

Günde 5-6 kez yiyin, günde 1.5-2 litre su için. Beyaz ekmekten kaçının ve tahıl ekmeğini tercih edin. Sağlık endişeleri yerine renkli bir diyet tercih edin. Her gün farklı renkli sebze ve meyveler yiyin. Antikoagülan alıyorsanız, ilaç-besin etkileşimleri hakkında diyetisyeninizle konuşun.

  1. Bir hobi yaparak formda kalın.

Çalışmayı bıraktıysanız, sizi formda tutan bir hobi bulun. Koroya katılmak, dikiş kursuna gitmek, briç kulübüne katılmak, sosyal kulüplere katılmak gibi ilgi alanlarınıza uygun bir hobi seçmek, hem zamanınızı daha iyi değerlendirmenize hem de moralinizi yüksek tutmanıza yardımcı olacaktır.

  1. Düzenli kontrollere gidin.

İleri yaş grubunda düzenli tıbbi kontroller büyük önem taşımaktadır. Bilinen bir tıbbi durum varsa ve doktor daha sık aramadıysa, her 6 ayda bir ilgili bölüme başvurmanızı öneririz. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa yılda bir kez genel kontrol yapın.

Grip ve Zatürre Aşısı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Önümüzdeki kış aylarında COVID-19 ayırıcı tanısının mevsimsel hastalıklarla karıştırılmaması gerektiği düşünüldüğünde, hem yetişkinlerde hem de çocuklarda aşılama gibi aşılama yöntemlerinin zamanında uygulanması yararlı olabilir. İnfluenza (grip) ve pnömokok (pnömoni) aşılarının, salgının etken maddesi olan koronavirüse karşı doğrudan koruyucu etkisi olmasa da diğer akciğer hastalıklarına karşı faydalı olabileceği unutulmamalıdır.grip aşısı, zatürre aşısı, grip ve zatürre aşısı nedir

Grip aşısı ne zaman verilir?

Mevsimsel gribe neden olan influenza virüsü her yıl değişebilmektedir. İnfluenza aşısının bileşimi, Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir yıl önce salgına neden olan virüs türleri baz alınarak geliştirilmekte ve aşının bileşimi her yıl değişmektedir. Aşı, uygulandığı grip mevsiminde etkilidir. Bu nedenle mevsimsel gripten etkili koruma sağlamak için grip aşısı yılda bir kez yapılmalıdır. Aşının koruyucu etkisi aşılamadan iki hafta sonra başlar. Bu nedenle aşı yaptırmak için en uygun zaman Ekim ve Kasım aylarıdır. Aşısı olmayanlar Mart ayı sonuna kadar aşı olabilirler. Aşı koruması yaklaşık 6-8 ay sürer.

Kimler grip aşısı olmalı?

Grip aşısı, özellikle risk altındakiler olmak üzere 6 aylıktan büyük herkese önerilir.

– 50 yaş üstü kişiler,

– Kronik akciğer hastalığı olanlar (astım dahil),

– Kalp, karaciğer, böbrek, kan ve metabolik rahatsızlıkları (şeker dahil) olan kişiler,

– kilolu insanlar (BMI> 40),

– Uzun süredir aspirin veya salisilik asit türevleri kullanmakta olan 19 yaş altı kişiler,

– Bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıkları olanlar (örneğin HIV / AIDS, lösemi gibi kanser türleri),

– Gebe ve doğum sonrası (hamilelik sonrası 2 haftaya kadar) ve uzun süreli bakım evinde kalan kadınlar aşılanmalıdır.

Grip aşısı, 6 aylıktan küçük çocuklara, gebeliğin ilk 3 ayında olan çocuklara veya şiddetli yumurta alerjisi öyküsü olan veya aşıdaki herhangi bir maddeye şiddetli alerji öyküsü olanlara yapılmamalıdır.

Grip aşısının yan etkileri nelerdir?

İnfluenza aşısı sonrası -20 sıklıkta enjeksiyon bölgesinde ağrı, kızarıklık ve şişlik olabilir. Tüm vücudu etkileyen yan etkiler son derece nadirdir (%1’den az) ve ateş, halsizlik, kas ağrısı (fark edilirse) gibi yan etkiler aşıdan 6-12 saat sonra başlar ve 1-2 gün içinde kendiliğinden kaybolur… Her biyolojik üründe olduğu gibi, grip aşısı yapıldıktan sonra alerjik bir reaksiyon meydana gelebilir. İnfluenza aşısı, yani ölü virüs aşısı inaktive edildiğinden, vücut canlı virüsü almadığı için influenza aşısı ile ilişkili herhangi bir hastalık oluşamaz. Aşıların tam teşekküllü sağlık merkezlerinde veya bir doktor gözetiminde yapılması her zaman tavsiye edilir.

Kırışıklıklara Dair Bilinmesi Gerekenler

Kırışıklıklar nelerdir?

Kırışıklıklar ciltte görülen doğal bir yaşlanma unsurudur. Kırışıklıklar en çok yüz, boyun, kollar ve ön kollar gibi güneş ışığına maruz kalan bölgelerde belirgindir. Cildin yapısı ve dokusu esas olarak genetik tarafından belirlense de özellikle açık tenli kişilerde kırışıklıkların ortaya çıkmasının temel nedeni güneşe maruz kalmaktır.kırışıklık sebepleri, kırışıklık nasıl giderilir, cerrahi kırışıklık tedavisi

Çevre kirliliği ve sigara kullanımı da ciltte kırışıklıkların oluşmasına katkıda bulunur. Bugün kırışıklıklar konusunda endişelenen insanlar için, onları düzeltmenin veya daha az fark edilir hale getirmenin birçok farklı yolu vardır. İlaçlar, cilt yenileme teknikleri, dolgular ve plastik cerrahi kırışıklıklar için önde gelen etkili tedavilerdir.

Kırışıklıklara ne sebep olur?

Kırışıklıkların görünümü çeşitli faktörlerin birleşiminden kaynaklanmaktadır. Bu faktörlerden bazıları kontrol edilebilirken diğerleri kontrol edilemez. Yaşla birlikte cilt daha az elastik ve daha kırılgan hale gelir. Azalan doğal yağ üretimi cildin kurumasına ve daha fazla kırışıklığa neden olur. Yaşla birlikte cildin daha derin katmanlarındaki yağlar azalır. Bu gevşek, gevşek bir cilde ve daha görünür çizgiler ve çatlaklara neden olur. UV ışığına maruz kalma, doğal yaşlanma sürecini hızlandırır. Ultraviyole radyasyona maruz kalma, cildin bağ dokusunu – dermis adı verilen cildin daha derin katmanındaki kollajen ve elastin liflerini – yok eder.

Destekleyici bağ dokusunu kaybederek cilt gücünü ve elastikiyetini kaybeder. Sonuç olarak cilt erken sarkmaya ve kırışmaya başlar. Bu nedenle, UV radyasyonu erken kırışıklıkların ana nedeni olarak kabul edilir. Sigara içerisindeki maddelerin kolajen üzerindeki etkileri nedeniyle cildin normal yaşlanma sürecini hızlandırarak kırışıklıkların ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.

Kırışıklıklar nasıl önlenir?

Cildinizde kırışıklık oluşumunu en aza indirmek için atabileceğiniz birkaç adım vardır. Buna göre öncelikle cildi güneşten korumak gerekir. Özellikle gün ortasında güneşte geçirdiğiniz zamanı sınırlandırmalısınız. Geniş kenarlı şapkalar, uzun kollu gömlekler ve güneş gözlüğü gibi koruyucu giysiler daima güneşte giyilmelidir. Ayrıca yıl boyunca dışarıdayken güneş kremi kullanmalısınız.

Kullanılan güneş koruyucunun en az 15 koruma faktörüne sahip olması önemlidir. İdeal olarak, 30 veya daha yüksek bir faktör önerilir. Hem UVA hem de UVB ışınlarını engelleyen geniş spektrumlu güneş kremleri tercih edilmelidir. Güneş kremi bolca sürülmeli ve her iki saatte bir yenilenmelidir. Güneş kremi, yüzerken veya terlerken daha sık yenilenebilir.

Kuru cilt, dolgun cilt hücrelerinin küçülmesine yol açar, bu da ince çizgilerin ve kırışıklıkların erken ortaya çıkmasına neden olabilir. Cildi nemlendirmek, cildin doğal olarak su tutmasını sağlayarak ince çizgileri ve kırışıklıkları maskelemeye yardımcı olur. Nemlendiricilerin cilt üzerindeki etkisini ve herhangi bir düzelme olup olmadığını belirlemek için birkaç hafta süreyle nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Sigara kırışıklıkları önlüyorsa sigara içmemek ve sigarayı bırakmak faydalı olacaktır. Uzun yıllar sigarayı bıraktıktan sonra hatta çok sigara içen kişilerde cilt renginin ve dokusunun düzeldiği ve kırışıklıkların azaldığı gözlemlenmiştir.

İnsanların normal koşullarda beslenmesinde bulunan bazı vitaminlerin cildin korunmasına yardımcı olduğuna dair bilimsel kanıtlar vardır. Diyetin kırışıklıkları azaltmadaki rolü hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulsa bile, bol miktarda meyve ve sebze yemek her zaman sağlıklı bir seçimdir.

Çocuk Gelişimi ve Annenin Gelişimdeki Yeri

Çocuğun gelişiminde annenin önemi

Annesine güvenli bir şekilde bağlanan bir çocuk, kendine ve hayata güvenmeyi de öğrenir. Bu dönemde annesiz kalan, annesini kaybetmiş veya anne sevgisi veya yeterli bağı olmayan çocuklar, anne yerine geçebilecek başka bir kişi ile bu bağı kurabilirler. Anne ve babayla, özellikle de anne ile kurulan bağ, gelişimi de olumlu yönde değiştirir. çocuk gelişimi, anne ve çocuk gelişimi bağı, çocukların gelişiminde annenin rolüAnnenin cildi, kalp atışı, bebeğe sarılması ve dokunması bebeğin nöronlarının gelişimini olumlu yönde etkiler. Bununla birlikte, bir anne herhangi bir nedenle bunu yapamazsa ve çocuğunu birine emanet etmek zorunda kalırsa, bazı zorluklar ortaya çıkabilir. Örneğin, anne işe gittikten sonra ağlama büyüleri meydana gelebilir. Annesinin işe gittikten sonra dönmeyeceğini düşünen bir çocuk, annesi akşam eve dönünce annesinin bacaklarına sarılır ve onsuz günün acısına katlanmaya çalışır. Bu nedenle anneler ve babalar, işten eve geldiklerinde çocuklarıyla hiçbir şey yapmadan yalnız zaman geçirmeye teşvik edilir. Bu sırada çocuk kitap okuyabilir, en sevdiği oyunu oynayabilir, banyo yapabilir, en sevdiği yemeği yiyebilir … Bu bittiğinde çocuk “Evet, sabah gidiyor ama geliyor geri dönüyor ve akşam benimle ilgileniyor. ”Akşamları bakılmayan bir çocuk kendinden şüphe duyma, yetersizlik ve sevilmeme duygusuyla karakterizedir. Ne yazık ki çocukların ifade ettiği bu duyguların olumsuz sonuçları. farklı şekillerde (örneğin, öfke, ağlama ve arzuları üzerinde gereksiz ısrar) daha sonraki bir çağa taşınabilir.

Eğitimciler mi yoksa büyükanneler mi?

Bir annenin çocuğuna güvenebileceği kişiler, özel bir vasi düşünülmedikçe genellikle büyükannelerdir. Bir anne zorunlu şartlardan dolayı çocuğuna bakamıyorsa, velinin üçüncü şahıs vasi olmaktansa aile üyesi olmasının daha iyi olduğuna inanılmaktadır, çünkü ne olursa olsun özel vasi olduğuna inanılmaktadır. çocuğu sevmeyecek. çocuk büyükannesinden veya büyükannesinden daha büyüktür. Çocuğun sosyal, duygusal, bedensel ve zihinsel gelişimine katkı sağlayabilirse çocuğa bakacak kişi olarak büyükanne ve anneanne tercih edilebilir. Burada çocuk bir sevgi bağı kurar çünkü sevilmek çocuklar için önemlidir. Bu nedenle ailenin kayınvalide veya anneyle iyi bir ilişkisi varsa, büyükannenin bu işle baş edeceğine inanılırsa, gerçekten isterse çocuklar anneannelere bırakılabilir.

Evde iki anne varken …

Anneannelerden biri çocuğa bakıyorsa ve herkes aynı evde yaşıyorsa, bu aynı zamanda evde iki anne olduğu anlamına gelir. Bu kaçınılmaz olarak çocuk bakımı konusunda tartışmalara yol açar. Büyükanneler genellikle torunlarının ne isterse onu yaparlar. Elbette bu ebeveynlerin otoritesini olumsuz etkileyen bir durumdur. Ancak bu davranış çocuğu her zaman olumsuz etkilemeyebilir. Örneğin, bir anne çikolata tüketimini yasaklayabilir veya kısıtlayabilir, ancak bir büyükanne veya büyükannenin bir çocuk için çikolata satın almakla bir ilgisi olabilir. Bu durumda çocuk, ebeveyn otoritesini aşma özgürlüğünü kullandığında genelleme yapamaz. Bununla birlikte, anne ile büyükanne veya büyükanne arasındaki konuşmalar bebeği etkileyebileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Bakıcı İşe Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Daima güvenilir tavsiyeleri olan birini seçin. Yakınlarınızın tavsiyeleri bu konuda size yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzun ana dilini konuşan kültürlerinden birini seçin.

Dikkatlice çalışarak ve mümkün olduğunca sık dokuma yaparak seçiminizi yapın. Sık sık bakıcı değişiminin çocuğu terk edilmiş hissetmesine neden olduğunu ve özgüvenini zayıflattığını unutmayın.

Bu deneyimi daha önce yaşayıp yaşamadığını sorun.

Gün boyunca çocukla neler yapabileceğini örneklerle açıklamasını isteyin.

Hangi yemekleri pişireceğini bildiğini öğrenin.

Olası bir kriz anıyla nasıl başa çıkılır; Örneğin, çocuğunuz aç değilse ne yapacağınızı sorun.

Kabızlık nedir?

Kabızlık, bağırsak hareketlerinin normalden daha zor veya daha az olduğu bir durum anlamına gelir. Kabızlığın bir başka adı da konstipasyondur. Hemen hemen herkes hayatının bir noktasında kabızlık geliştirecektir.

Kabızlık genellikle ciddi sağlık sorunlarına yol açmasa da semptomlar geçtiğinde kişi kendini çok daha rahat hissedecektir.kabızlık belirtisi, kabızlık belirtileri nelerdir, kabızlık neden olur

Bağırsak hareketleri arasındaki normal aralık kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar büyük tuvaleti günde üç kez, diğerleri ise haftada sadece birkaç kez kullanır.

Ancak üç gün veya daha fazla tuvalete gitmemek için çok uzun. Normal şartlarda dışkının sertleşmesinden dolayı üçüncü günden sonra tuvalete gitmek zorlaşır. Haftada üç kereden az olması kabızlık olarak tanımlanır.

Kabızlık nedenleri

Kabızlığın, genellikle yaşam tarzına bağlı olarak birçok nedeni olabilir. Bunlar, normal diyetiniz sırasında günlük aktivitelerdeki değişiklikleri ve atıştırmalıkları içerebilir.

Diğer bir neden ise beslenme sırasında yeterli su veya lif olmamasıdır. Çok fazla süt ürünü yemek bazı organlarda kabızlığa neden olabilir. Uzun süre aktif olmamak veya idrara çıkma dürtüsüne direnmek kabızlığa neden olabilir. Stres, kabızlığın ayrı bir nedenidir.

Uzun süreli müshil veya müshil kullanımı da kabızlığa neden olur. Aynı zamanda özellikle güçlü ağrı kesiciler, antidepresanlar, demir tabletler, kalsiyum veya alüminyum içeren antasitler de kabızlığa neden olabilir.

Çeşitli yeme bozuklukları, irritabl bağırsak sendromu, hamilelik, sindirim sistemindeki sinirler ve kaslarla ilgili sorunlar, kolon kanseri, Parkinson hastalığı veya multipl skleroz gibi nörolojik problemler ve yetersiz tiroid bezi veya hipotiroidizm gibi tıbbi problemler de kabızlık semptomlarına neden olabilir. .

Kabızlığın belirtileri nelerdir?

Bağırsak hareket sayısı az ise, tuvalette zorlanma hissi varsa, dışkı sert veya çok küçükse, tuvaleti kullandıktan sonra bağırsakların tamamen boş olduğu hissi yoksa, şişkinlik varsa, kabızlık semptomları olarak tanımlanırlar.

Ayrıca bağırsakları boşaltmak veya parmağınıza yardımcı olmak için elinizle göbek veya karın bölgesine bastırma ihtiyacı varsa bu bir kabızlık belirtisi olarak tanımlanabilir.

Ani kabızlığın yanı sıra karın ağrısı veya kramplar yaşarsanız, tuvalet yoksa ve aynı zamanda gazı alamıyorsanız hemen doktora görünmelisiniz.

Kabızlık yeni başlamışsa ve alınan önlemler yetersizse, dışkıda kan varsa, istemsiz ve kasıtsız kilo kaybı varsa, bağırsak hareketleri şiddetli ağrıya neden oluyorsa, kabızlık iki haftadan fazla sürüyorsa veya büyüklüğü, şekli ve dışkı kıvamı önemli ölçüde değiştiyse, doktora başvurmalısınız.

Kalıcı kabızlık hakkında doktorunuza danıştığınızda, doktorunuz kabızlığın nedenini belirlemek için birkaç test önerebilir: bunlar arasında hormon seviyelerini kontrol etmek için kan testleri, rektal kaslarınızı kontrol etmek için testler, atığın bağırsaklardan nasıl geçtiğini görmek için testler veya kolonoskopi. kolon tıkanıklığı kontrol seçenekleri. Bağırsak hareketlerini, dışkı özelliklerini, diyeti ve diğer faktörleri kaydetmek doğru tedaviyi bulmanıza yardımcı olabilir.

Göz alerjisinin belirtileri nelerdir?

Gözde veya gözün üzerinde bir şey olduğu hissi insanlar için oldukça rahatsız edici olabilir. Göz alerjisinin semptomları, hafif tahriş edici kızarıklıktan, görmeyi bozacak kadar şiddetli iltihaplanmaya kadar değişebilir.

Sonuç olarak, göz kapakları ve göz çevresi veya konjunktiva kırmızı, şiş veya kaşıntılı hale gelir. Berrak, sulu akıntıyla birlikte gözlerde yanma hissi ve gözyaşları olabilir. Alerjinin nedeni belirlenip ciddiye alınmazsa, göz alerjisinin semptomları daha ciddi hale gelebilir. Gözler şiddetli yanma veya kaşıntı yaşayabilir ve hatta ışığa karşı hassasiyet geliştirebilir.

Üst solunum yolu alerjileri, kaşıntılı burun, burun tıkanıklığı ve hapşırma gibi semptomlarla birlikte göz alerjisi olan kişilerde de yaygındır. Bu durum genellikle mevsimsel alerjilerle ilişkilidir ve geçicidir.göz alerjisi, göz alerjisi ne demek, göz alerjisi nedir

Göz alerjisi türleri nelerdir? Semptomlar nasıldır?

Göz alerjileri de farklı tiplere göre sınıflandırılır. Daha yaygın göz alerjileri türleri arasında mevsimsel alerjik konjunktivit, kalıcı alerjik konjunktivitin bir alt tipi, atopik keratokonjunktivit, kontakt alerjik konjunktivit, dev papiller konjunktivit ve vernal keratokonjunktivit yer alır.

Mevsimsel alerjik konjunktivit ve çok yıllık alerjik konjunktivit

Mevsimsel alerjik konjunktivit, en yaygın göz alerjisidir. İnsanlar havadaki polen türüne bağlı olarak bu tür alerjinin semptomlarını ilkbahar, yaz veya sonbaharda yaşarlar. Tipik semptomlar arasında berrak sulu akıntı, kaşıntı, kızarıklık ve yanma bulunur.

Mevsimsel alerjik konjunktiviti olan kişilerde göz altında kronik olarak koyu halkalar görülebilir. Göz kapakları sürekli şişebilir ve şişebilir. Parlak ışık bu insanları rahatsız edebilir.

Mevsimsel alerjik konjunktivit semptomlarına ek olarak, burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığı genellikle saman nezlesi ve diğer benzer mevsimsel alerjilerle ilişkilidir. Göz kaşıntısının neden olduğu rahatsızlık nedeniyle hastalar sıklıkla gözlerini ovuşturur.

Bu, daha fazla alerjenin gözlere girmesine ve semptomların kötüleşmesine neden olur. Bu potansiyel olarak enfeksiyona yol açabilir.

Çok yıllık alerjik konjunktivit tüm yıl boyunca ortaya çıkar. Bu tip semptomlar genellikle mevsimsel alerjik konjunktivit ile aynı olmakla birlikte, semptomlar genellikle daha hafiftir. Bu türe en yaygın olarak toz akarları, küf, evcil hayvan tüyleri ve polende değil kürkte veya diğer kapalı alanlarda bulunan diğer alerjenler neden olur.

Bahar keratokonjunktiviti

Bahar keratokonjunktiviti, mevsimsel veya çok yıllık alerjik konjunktivit tiplerinden daha ciddi bir göz alerjisidir. Alerjiler yıl boyunca devam edebilir, ancak semptomlar mevsimsel olarak kötüleşme eğilimindedir.

Öncelikle yetişkinlerde ve egzama veya astımı olan genç erkeklerde görülür. Bu tür göz alerjisinin semptomları arasında kaşıntı, çok miktarda gözyaşı ve mukus akıntısı, gözde yabancı cisim hissi ve fotofobi yer alır. Tedavi edilmezse görmeyi olumsuz etkileyebilir.

Atopik keratokonjunktivit

Bu tip göz alerjisi, özellikle alerjik dermatit öyküsü olan yaşlıları etkiler.

Atopik keratokonjunktivit semptomları arasında kızarıklık, yoğun kaşıntı, yanma hissi ve uykudan sonra göz kapaklarının yapışmasına neden olan çok fazla mukus bulunur.

Bu semptomlar yıl boyunca ortaya çıkabilir ve ilkbahar keratokonjunktivitine benzer. Tedavi edilmezse atopik keratokonjunktivit, korneanın ve onun oldukça hassas zarının yaralanmasına neden olabilir.

Alerjik konjunktivit ile temas

Alerjik kontakt konjunktivit, gözyaşı proteinlerinin lens yüzeyine bağlanması nedeniyle kontakt lensler veya göz tahrişinden kaynaklanabilir. Bu tür göz alerjisinin semptomları arasında kontakt lens takarken kaşıntı, kızarıklık, mukus akıntısı ve rahatsızlık bulunur.

Dev papiller konjunktivit

Dev papiller konjunktivit, kontakt lens aşınmasıyla ilişkili başka bir göz alerjisidir. Bu göz alerjisi, iç göz kapağının üst tabakasında sıvı keseleri veya papüllerin oluştuğu daha şiddetli bir alerjik temas konjunktivit şeklidir.

Bu alerjinin semptomları arasında kaşıntı, şişme, gözde sulanma, mukus akıntısı, bulanık görme, kontakt lenslere duyarlılık ve gözde yabancı cisim hissi yer alır.

Stres Çocuklarda Hipertansiyonu Tetikliyor

Popüler inanışın aksine, hipertansiyon (yüksek tansiyon) yetişkinlerden daha fazlasını etkiler. Ve hipertansiyon yenidoğan döneminden başlayarak her yaşta görülebilir; Çocuklarda hipertansiyonun, bazı doğuştan durumlar dışında, yetişkinlerde olduğu gibi birçok nedeni olabilir. Hipertansiyon, tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi beyin, gözler, kalp ve böbrekler gibi hayati organlar üzerinde önemli etkilere neden olabilir ve vücuttaki tüm damar sisteminin duvar yapısını bozabilir.çocuklarda hipertansiyon, çocuklarda hipertansiyon nedenleri, hiper tansiyon neden olur

Çocukluk çağı hipertansiyonunun nedenleri

Böbrek hastalığı, böbrek dokusuyla ilişkili doğuştan veya sonradan oluşan hastalıklar veya böbreğin bir atardamar veya veniyle ilişkili problemlerde,

Ana arterin kardiyovasküler sistemle ilgili doğuştan veya sonradan oluşan darlığı,

Ana arterin kardiyovasküler sistemle ilgili doğuştan veya sonradan oluşan darlığı,

Böbreküstü bezleri, tiroid ve paratiroid bezlerinin çalışmasıyla ilişkili hormonal bozukluklar,

Böbreküstü bezleri, tiroid ve paratiroid bezlerinin çalışmasıyla ilişkili hormonal bozukluklar,

Beyin kanaması, beyin tümörü, enfeksiyon veya yaralanma gibi nörolojik sorunlar

Beyin kanaması, beyin tümörü, enfeksiyon veya yaralanma gibi nörolojik sorunlar

Steroid gibi bazı ilaçları alırken,

Toplam kan hacminin arttığı ve kandaki sodyum miktarının arttığı durumlarda çocuklarda yüksek tansiyon olabilir.

Toplam kan hacminin arttığı ve kandaki sodyum miktarının arttığı durumlarda çocuklarda yüksek tansiyon olabilir.

Çocuklarda hipertansiyonun belirtileri nelerdir?

Şikayetlerini ifade edemeyen küçük çocuklarda hipertansiyon belirtileri anksiyete, aşırı ağlama, terleme, hızlı nefes alma ve beslenme güçlüğü şeklinde kendini gösterebilir. Daha büyük çocuklarda baş ağrısı, yüzde kızarma, görme keskinliğinde azalma, yorgunluk, kalp çarpıntısı, eforda bacak ağrısı ve nefes darlığı gibi şikayetler olabilir. Çocuklukta hipertansiyonun asemptomatik olarak gelişebileceği akılda tutulmalıdır.

Televizyon obeziteye, obezite hipertansiyona neden olur

Hareketsizlik ve sürekli televizyon karşısında yemek yeme alışkanlığı, erken yaşlarda giderek artan bir şekilde obeziteye neden oluyor. Bunun sonuçlarından biri olarak artık hareketsiz bir yaşam tarzı sürdüren fazla kilolu çocuklarda hipertansiyonun daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz.

Sınav stresi ve tansiyon

Kan basıncındaki değişiklikler, duygusal durum değiştiğinde de meydana gelebilir, örneğin, bir sınav öncesi stres veya günlük yaşamda ortaya çıkan diğer stresler, ani korku, heyecan, neşe. Bunlar bir kişiye zarar vermeyen normal günlük dalgalanmalardır. Bununla birlikte, çocuk daha önce fark edilmemiş hipertansiyon geçirmişse, böyle bir durumda kan basıncında çok daha fazla artış olabilir ve ani ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Hipertansiyon nasıl doğru ölçülür?

Çocukluk çağındaki yetişkinlerde olduğu gibi, hipertansiyon sınırına kesin bir değer vermek imkansızdır. Örneğin, hipertansiyon 115/70 mm Hg’nin üzerindeyken. 5 yaşında bir çocuk için kabul edilebilir; Ölçülen değer 80/50 mm Hg’dir. Sanat. Bir günlük bir çocukta hipertansiyonu gösterir. Bu nedenle, bir bebekte veya çocukta ölçülen tansiyonun, her yaş için normal tansiyon eğrileri kullanılarak bir uzman tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Her çocuğun koluna uyacak bir kelepçeyle, bebekler ağlamadığında ve daha büyük çocuklar olabildiğince rahat olduğunda deneyimli bir hemşire veya doktor tarafından tansiyon ölçümleri alınmalıdır. Yüksek ölçülürse, farklı zamanlarda birkaç kez daha ölçülmelidir.

Okul Çağındaki Çocukların Dişlerini Koruma

Ağız ve Diş Sağlığı Neden Önemlidir?

Ağız ve diş sağlığı, vücut ve vücut sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Ağız ve diş hastalıklarının birçok hastalığa neden olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu yüzden dişlerimizi ve ağzımızı iyi korumamız gerekiyor. Dişlerinizin doğru ve düzenli fırçalanması, ağız boşluğunuzun ve dişlerinizin sağlığı için vazgeçilmez bir koşuldur. Ancak ilk dişimiz çıkar çıkmaz bu alışkanlığı benimsemeye başlamalıyız.çocukların dişini koruma, çocukların dişleri nasıl korunur, çocuklarda diş fırçalama

Dişlerini Fırçalamaya Yardım Edilmeli

Okul öncesi çocukların 20 süt dişi vardır. Ebeveynler bu dönemde süt dişlerini fırçalamalı ve aynı zamanda bu dönemde dişlerini fırçalama alışkanlığı geliştirmelidir. İlk diş ağızda çıkmaya başladıktan sonra her sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce dişlerini fırçalamaya alışmış bir çocuk okulda da aynı alışkanlığa sahip olacaktır. Çocuklarda diş fırçalamak da el gelişimi için önemlidir. Bu nedenle, ebeveynler öncelikle çocuklarının dişlerini fırçalamasına izin vermelidir; ve son temizliği bitirin. Araştırmalar, çocukların dişlerini düzgün bir şekilde fırçalayabilmeleri için 7-8 yaşları arasında el gelişiminin tamamlanabileceğini göstermektedir. Bu nedenle ebeveynler bu yaştan önce çocuklarının dişlerini fırçalamada aktif rol almalıdır.

Kahvaltı Yapsın ya da Yapmasın Dişler Fırçalanmalı

Dişlerinizi fırçalarken en önemli öğünler kahvaltı ve akşam yemeği zamanlarıdır. Kahvaltıda yenen tatlı ve şekerli yiyecekler çürümeye neden olur. Bu nedenle okul döneminde evde sabah trafik sıkışıklığı ne kadar yoğun olursa olsun mutlaka dişlerinizi fırçalayarak evden çıkmalısınız. Gece boyunca dişlerinizi fırçalayarak dişlerde biriken plakları ortadan kaldırarak, okul kahvaltısında karbonhidrat ve plağın diş yüzeyinde birleşememesi nedeniyle diş çürümesi riski azaltılır. Ayrıca sabah diş fırçalamak, geliştirilmesi gereken bir alışkanlıktır, bu nedenle bu dönemde dişlerini fırçalamaya alışmış bir çocuk, kahvaltı yapsın ya da yapmasın, bu alışkanlığını ömür boyu sürdürecektir.

Akşam Dişlerinizi Fırçaladıktan Sonra Sadece Su İçilebilir

Akşam diş fırçalanmadığında sabaha kadar dişlerin yüzeyinde yemek kalması ve uykuda tükürük azalması nedeniyle diş çürümesi hızlanır. Diş çürüğü tedavisi için dişçi koltuğunda saatler geçirmemek için sadece 2 dakikanızı ayırmanız yeterlidir. Yatmadan önce dişlerinizi fırçalamak, geceleri diş çürümesini önlemek için yeterli değildir. Akılda tutulması gereken birkaç önemli nokta daha var. Gece yatmadan önce süt içme alışkanlığı olan çocuklarda, dişler temiz olsa bile sütün diş yüzeyinden tamamen çıkarılması zordur. Bu nedenle yatmadan en az 1 saat önce süt içmeli ve yatmadan önce dişlerinizi fırçalamalısınız. Genellikle hata, dişlerinizi fırçalamak, pijama giymek ve uyuduktan sonra şurup içmektir. Bununla birlikte, içilmelerini kolaylaştırmak için bebek şuruplarına genellikle şeker eklenir. Şurup verdiğinizde onu tatlı meyve suyu olarak düşünebilirsiniz. Çünkü bu ilaçlar diş yüzeyinde kaldıklarında gece boyunca aynı çürük etkiye sahiptirler. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra sadece su içebilirsiniz. Ayrıca içtiğiniz veya yediğiniz her şeyden sonra dişlerinizi tekrar fırçalamalısınız.